Ev Ödevi Problemi

Bu yazıda Türk ailelerinin ve Türk çocuklarının en önemli sorunlarından biri, ev ödevleri hakkında fikirlerimi ve çözüm önerilerimi paylaşacağım. 

ev ödevi

 

Ev ödevi ülkemizde tamamen anlamını yitirmiş, çığırından çıkmış durumda. Ev ödevi okulda yapılan dersi pekiştirmek amacıyla verilir, en fazla 30 dakika – 1 saat arasında bitmesi gerekir ki çocuk sorumluluklarını yerine getirmenin başarı duygusunu yaşasın. Modern Türkiye’nin ebeveynleri çocukları oyun oynadığında iyi ebeveyn olmadıklarını düşünüyorlar. Daha çok ödev vermeleri için öğretmelere baskı yapıyorlar. Okul dersleri iyi olsun diye çocuklarının spor yapmasını engelleyen ebeveynler var. Sanki çocuk sürekli ders çalışmalı, ya da bir kurstan öbürüne gitmeli.

Oysa çocuğun oyun oynaması; öğrendiklerini hayata entegre edebilecek spontan deneyimler yaşaması gerekiyor. Spor yaşamın her döneminde sağlıklı ve mutlu olmak için olmazsa olmaz bir gereklilik. Yaratıcılık, sorunları çözme, analitik düşünce ve dengeli bir yaşam sürdürme becerisi ancak böyle gelişiyor. Oysa bugün üniversite de ders veren arkadaşlarımdan duyduğuma göre öğrenciler en iyi üniversitelere bile tüm bu becerilerden yoksun bir şekilde giriyorlar.

Benim ebeveynlere ve öğretmenlere tavsiyem çok ödevin daha iyi olduğu düşüncesini mutlaka sorgulamaları gerektiği yönünde oluyor. Amaç bu sistemde başarılı olmak değil, çünkü bu sistem mutlu bireyler yetiştirmiyor. Her birimiz sorumlu olduğumuz çocuğumuzun, öğrencimizin bu sisteme rağmen mutlu ve başarılı olması için ne yapabilirizi düşünmek durumundayız.

YARDIM ETMELİ Mİ, NE KADAR?

Kızım ilkokula başlarken öğretmenler ev ödevini yaparken yardım etmememizi söylemişti. Bu öğüdü dinleyen ya da çocuğuna destek olmayı zamansal olarak veya ruh sağlığı yerinde olmadığı için başaramayan ailelerin çocuklarında bezgin bir boş vermişlik, dersleri ve sorumlulukları önemsememe hali görülüyor. Çocuk ne yapsın? Hem miktar hem içerik olarak kendi başına yapamayacağı derslerden sorumlu olursa, yardım eden de yoksa, çocuğa boş vermekten başka bir alternatif kalmıyor ne yazık ki!

Peki yardım eden ebeveyn ve yardım alan çocuk ne yaşıyor? Kimsenin işine yaramayan, öğrenmeyi zorlaştıran suçluluk duygusu. Benim kızım uzun süre utandı ve gizledi ona yardım ettiğimi. Otorite bunu söyleyince ebeveyn olarak onu ikna etmem mümkün olmadı uzun bir süre.

TESTLER ve GERÇEK HAYAT

Önemli olduğu söylenen sınavların giderek daha erken yaşlara çekilmesi ve çoktan seçmeli sınav sisteminin öne çıkması ile ilkokuldan itibaren bilgiyi ölçen test kitapları eğitimin ayrılmaz parçaları oldu. Halbuki artık bilgiye o kadar kolay ulaşılabiliyor ki! Önemli olan bu bilgiyi kullanmayı öğrenmek değil mi?

Kızımın sınıf öğretmeni beden öğretmeni aynı zamanda.  Bir hafta çocuklardan yörelerinde gördükleri bitkilerden birini seçip araştırmalarını,bir örneğini okula getirmelerini ve sunmalarını istedi. Diğer bir hafta böceklerle aynı şeyi yaptılar. Önümüzdeki haftalarda bulut ve toprak çeşitlerini de araştırıp sunacaklarmış. Yaptıkları gezi ve yürüyüşlerde bu öğrendiklerini tekrar gözden geçirecekler eminim.

Ebegümecini, dağ çileğini, arıyı, yağmur bulutunu, killi toprağı tanımayı ve nasıl kullanıldığını bilmek mi önemli; yoksa yüzlerce test sorusunu çözerek ‘iyi’ okullara gitmek mi daha önemli? 6. sınıfta öğrencilerin fen dersinde hücreyi, kemiği, büyük ve küçük kan dolaşımını en ince ayrıntısına kadar bir doktormuşcasına  öğrenmeleri gerekiyor. Oysa daha vücudumuzdaki organların isimlerini ve yerlerini bilmiyorlar…

NE YAPALIM?

Bugün toplumumuzda psikolojik sorunlar hızla artıyor; bu durum başta eğitim olmak üzere benimsenen tüketime yönelik değerleri de içeren sosyolojik süreçlerin bir sonucudur. Tek başına okul başarısı hiçbir zaman kişisel mutluluğun, iyi aile ilişkilerinin boşluğunu dolduramaz.

Bana sorarsanız çocuklarımızı sistemin eksiklerinden ve hatalarından korumalıyız. Hayatın içinde çocuklarımızın dengeli ve mutlu hissetmelerine odaklanmak gerekiyor. Ailede ise uyumlu ilişkiler içinde olmak birincil amacımız olmalı. Bu önceliklerle hareket ettiğimizde okul başarısının önemini abartmadan, okul başarısının zaten kendiliğinden yeteri kadar iyi olacağını bilmeliyiz. Önemli olan yeterince iyi olması. Ben kendi kızıma benim için önemli olanın okulda başarılı olmasından çok zorluklar karşısında sebat etmeyi öğrenmesi olduğunu söylüyorum. Siz okulla ilgili çocuğunuza hangi mesajı veriyorsunuz?

Aşağıdaki yorum bölümüne düşüncelerinizi, deneyimlerinizi, soru ve geri bildirimlerinizi yazın. Hepsini mutlaka okuyorum ve geri dönüyorum.

Fotoğraf: woodleywonderworks
Creative Commons Attribution 2.0 Generic (CC BY 2.0) via Flickr

İrem Bray

İrem Bray uzman bir psikolog ve deneyimli bir Aile Terapisti'dir. Aile terpistleri yetiştirmekte, aile eğitimleri vermekte, bireylere, çiftlere, ailelere ve aile şirketi sahiplerine yardım etmektedir. Kendisine15 dakikalık ücretsiz öngörüşmeniz için terapi @ irembray.com adresinden veya 0090 538 912 33 36 telefon numarasından hemen ulaşabilirsiniz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. Çocukların ev ödevinden korunup kollanmasından çok
    ev ödevinin faydalarına inanıyorum.Çocuk ev ödevi yapmayınca ne yapacak,spor mu,sanat mı.Bilim ya da politika ile mi uğraşacak.Elbette hayır,yazık ki hayır.Ev ödevi ,aklımıza gelmeyen sorulara ilgi duyup
    araştırmamızı sağladığı gibi,aslında zamanı verimli kullanmayı da öğretebilir,sorumluluk duygumuzu da güçlendirebilir,doğrusu bu duyguyu oluşturabilir.Çocuk örneğin izcilik yapıyorsa ,en önemli amaçlardan biri gereçleri ve zamanı ve bedeni organize etme yetisini kazanmasıdır.Böyle şeyler düşünüyorum.
    Çocuk ve hatta bebeklerin kapasitesinin de sandığımızdan yüksek,güçlü ve erken oluştuğunu düşünüyorum.İşin aslı iradeyi kullanmayı öğrenmek sanıyorum.Bu, okulda çok ödev veriyorlar ve gereksiz şeyler öğretiyorlar söyleminin üzücü olduğunu düşünüyorum.

  2. İrem Bray dedi ki:

    Efsun Hanım,
    Bakış açınızı kesinlikle destekliyorum. Dediğiniz gibi ödev olmadığı zaman çocuklar
    zamanlarını kendileri için geliştirici şekillerde kullanamayabiliyorlar.
    Bana sorarsanız bu bir kısır döngü. Çocuklara kendi seçtikleri aktiviteleri
    yapma fırsatı vermemeye odaklı bir düzenin içinde gelişemeyen bir beceriden söz ediyoruz.
    Özellikle ilkokulun ilk yıllarında çocukların gece 12’ye kadar okuma yazmayı öğrenmek için ödev yapmak zorunda kaldığı, ebeveyn ve çocukların öğretmenlerimizin beklentileri doğrultusunda sınırlarının zorlandığı ve aralarındaki ilişkilerinin bozulduğu; bırakalım eğitimsel gelişimi ruh sağlığı açısından çok sorunlu bir duruma işaret etmek istedim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir